En son konular
KÜLTÜR & SANAT & YAŞAM
Giriş yap
Eylül 2010
| Ptsi | Salı | Çarş. | Perş. | Cuma | C.tesi | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 |
Arama
Kimler hatta?
Toplam 5 kullanıcı online :: 1 Kayıtlı, 0 Gizli ve 4 Misafir SerdaR
Sitede bugüne kadar en çok 43 kişi Cuma Ağus. 13, 2010 8:53 am tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 53 kayıtlı kullanıcımız varSon kaydolan kullanıcımız: dadaşım benim
Kullanıcılarımız toplam 118 mesaj attılar bunda 104 konu
Yunus Emre
1 sayfadaki 1 sayfası • Paylaş •
Yunus Emre
Yunus Emre
--------------------------------------------------------------------------------
Türk
halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını
Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre,
sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır. Yaklaşık 700 yıldır
Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz
olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus
Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar sağlamış
bir gönül adamıdır. Bazı kaynaklarda Anadolu'ya gelen Türk boylarından
birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu rivayet edilirse de bu
kesin değildir; tıpkı 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü yolundaki
rivayetlerde olduğu gibi. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde "Yunus
Emre" adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden "makam" adı verilen
yer vardır. Bir garip öldü diyeler Üç gün sonra duyalar Soğuk su ile
yuyalar Şöyle garip bencileyin diyen Yunus, belki de doğduğu ve
yaşadığı topraklardan çok uzaklarda bu dünyadan göçüp gittiğini
anlatmak istemektedir. Türkiye'nin pek çok yerinde Yunus Emre'nin
mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlardan
başlıcaları şöyle sıralanabilir: Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı
Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Kula ile Salihli
arasında Emre Sultan köyü; Erzurum, Duzcu köyü; Isparta'nın Keçiborlu
ilçesi civarı; Aksaray; Afyon'un Sandıklı ilçesi; Ordu'nun Ünye ilçesi;
Sivas yakınında bir yol üstü. Görüldüğü gibi sayı ve iddia hayli
kabarıktır. Bazı belgeler, Yunus Emre'nin asıl mezarının Karaman veya
Sarıköy'de olduğuna işaret etmektedir. Nitekim, 1970'li yılların
başında Sarıköy'deki mezarın Yunus'a ait olduğuna kesin gözüyle
bakılarak bu köye Yunus Emre adı verildi ve oradaki bir bahçe içine
anıt dikildi. 1980'li yıllarda ise, 1350'de yapılmış olan Karaman'daki
Yunus Emre Camii'nin yanındaki mezarın onun gerçek mezarı olduğu iddia
edildi. Aslında bu durum, Yunus Emre'nin Türkler tarafından ne kadar
sevildiği ve benimsendiğinin çarpıcı bir örneğidir. Gerçekten de
halktan biri olan Yunus Emre, halkın değer, duygu ve düşüncelerini dile
getirişi itibariyle tarihimizin en halkla barışık aydınlarından biri
olma özelliğine sahiptir. Türk tasavvufunun dilde ve şiirde kurucusu
olan Yunus Emre'nin şiirlerinde ahlak, hikmet, din, aşk gibi konuların
hemen hepsi tasavvuftan çıkar ve tasavvuf görüşü çerçevesinde bir yere
oturtulur. Mısralarında didaktik ahlak telkinlerinde bulunan Yunus
Emre, "gönül kırmamak" konusuna ayrı bir önem verir ve "üstün bir
değer" olarak şiirlerinde bu konuyu özenle işler. Bu arada Yunus
Emre'yi öne çıkaran bir başka önemli özelliği de, şiirlerinde işlediği
konuları ve telkinleri bizzat kendi hayatında uygulamasıdır. "Din tamam
olunca doğar muhabbet" diyen Yunus, İslam'ın sabır, kanaat,
hoşgörürlük, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeyi telkin
eder. Yunus'un sanat anlayışı, dini ve milli değerleri bağdaştırdığı
mısralarında kendini gösterir; millileşen tasavvufa, Türkçe'nin en
güzel ve en güçlü özelliklerini kullanarak tercüman olur. Gerçekten de
11,12 ve 13. asırlarda Türkistan ve Anadolu Türkleri arasında çok
yayılan tasavvufun Türk şairleri arasında iki büyük sözcüsü vardır:
Türkistan'da Ahmet Yesevi, Anadolu'da Yunus Emre... Yunus Emre'nin
tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur, aşktır; Allah katında kabul
görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka,
gösterişe, hamlığa, riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır.
Yunus Emre aynı zamanda bütün insanlığa hitap eden büyük şairlerdendir.
Bu anlamda Mevlana'nın bir benzeridir. O'nun Mevlana kadar çok
tanınmayışı ise, bir yandan kullandığı dil olan Türkçe'nin Batı'da
Farsça kadar bilinmemesi, öte yandan da Türk aydınlarının O'nu ihmal
etmesindendir. Yunus'taki insanlık sevgisi, neredeyse kendisiyle
özdeşleşmiş "sevgi felsefesi"nin bir parçası ve hatta sonucudur.
Nitekim Yunus'un insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl bağdaştırdığını
gösteren en çarpıcı mısralarından birisi "Yaradılanı hoş gör /
Yaradan'dan ötürü"dür. Yunus Emre'ye göre insanlar, din, mezhep, ırk,
millet, renk, mevki, sınıf farkı gözetilmeksizin sevilmeyi hak
etmektedirler. Madem ki insanoğlu ruh yönüyle Allah'tan gelmektedir;
öyleyse insanlar hiçbir şekilde birbirlerinden bu anlamda ayrılamazlar.
Yaşadığı çağın gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda Yunus'un bir
başka önemli tarafı ortaya çıkar: Yunus Emre, hükümetsizlik içinde
çalkalanan ve Moğol istilaları ile mahvolan Anadolu topraklarında
ortaya çıkan sapık batınî cereyanların hiçbirine kapılmadığı gibi, bu
akımların Türklerin bütünlüğüne zarar vermesi tehlikesi karşısında da
engelleyici bir rol üstlenmiştir. Bu bakımdan bakıldığında Yunus Emre,
hem Türk şiirinin kurucusu, hem de milli birliğin önemli tutkallarından
biridir. Yunus Emre, kelimenin tam anlamıyla "milli bir sanatçı"dır.
Tıpkı, Nasrettin Hoca, Köroğlu, Dadaloğlu veya Karacaoğlan gibi...
Yunus Emre'nin şiirlerinde en fazla işlenmiş temalar; İlahi aşk, Din,
Ahlak, Gurbet, Tabiat, Ölüm ve faniliktir.
--------------------------------------------------------------------------------
Türk
halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını
Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre,
sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır. Yaklaşık 700 yıldır
Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz
olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus
Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar sağlamış
bir gönül adamıdır. Bazı kaynaklarda Anadolu'ya gelen Türk boylarından
birine bağlı olup, 1238 dolaylarında doğduğu rivayet edilirse de bu
kesin değildir; tıpkı 1320 dolaylarında Eskişehir'de öldüğü yolundaki
rivayetlerde olduğu gibi. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde "Yunus
Emre" adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüğünden "makam" adı verilen
yer vardır. Bir garip öldü diyeler Üç gün sonra duyalar Soğuk su ile
yuyalar Şöyle garip bencileyin diyen Yunus, belki de doğduğu ve
yaşadığı topraklardan çok uzaklarda bu dünyadan göçüp gittiğini
anlatmak istemektedir. Türkiye'nin pek çok yerinde Yunus Emre'nin
mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlardan
başlıcaları şöyle sıralanabilir: Eskişehir'in Mihalıççık ilçesine bağlı
Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Kula ile Salihli
arasında Emre Sultan köyü; Erzurum, Duzcu köyü; Isparta'nın Keçiborlu
ilçesi civarı; Aksaray; Afyon'un Sandıklı ilçesi; Ordu'nun Ünye ilçesi;
Sivas yakınında bir yol üstü. Görüldüğü gibi sayı ve iddia hayli
kabarıktır. Bazı belgeler, Yunus Emre'nin asıl mezarının Karaman veya
Sarıköy'de olduğuna işaret etmektedir. Nitekim, 1970'li yılların
başında Sarıköy'deki mezarın Yunus'a ait olduğuna kesin gözüyle
bakılarak bu köye Yunus Emre adı verildi ve oradaki bir bahçe içine
anıt dikildi. 1980'li yıllarda ise, 1350'de yapılmış olan Karaman'daki
Yunus Emre Camii'nin yanındaki mezarın onun gerçek mezarı olduğu iddia
edildi. Aslında bu durum, Yunus Emre'nin Türkler tarafından ne kadar
sevildiği ve benimsendiğinin çarpıcı bir örneğidir. Gerçekten de
halktan biri olan Yunus Emre, halkın değer, duygu ve düşüncelerini dile
getirişi itibariyle tarihimizin en halkla barışık aydınlarından biri
olma özelliğine sahiptir. Türk tasavvufunun dilde ve şiirde kurucusu
olan Yunus Emre'nin şiirlerinde ahlak, hikmet, din, aşk gibi konuların
hemen hepsi tasavvuftan çıkar ve tasavvuf görüşü çerçevesinde bir yere
oturtulur. Mısralarında didaktik ahlak telkinlerinde bulunan Yunus
Emre, "gönül kırmamak" konusuna ayrı bir önem verir ve "üstün bir
değer" olarak şiirlerinde bu konuyu özenle işler. Bu arada Yunus
Emre'yi öne çıkaran bir başka önemli özelliği de, şiirlerinde işlediği
konuları ve telkinleri bizzat kendi hayatında uygulamasıdır. "Din tamam
olunca doğar muhabbet" diyen Yunus, İslam'ın sabır, kanaat,
hoşgörürlük, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeyi telkin
eder. Yunus'un sanat anlayışı, dini ve milli değerleri bağdaştırdığı
mısralarında kendini gösterir; millileşen tasavvufa, Türkçe'nin en
güzel ve en güçlü özelliklerini kullanarak tercüman olur. Gerçekten de
11,12 ve 13. asırlarda Türkistan ve Anadolu Türkleri arasında çok
yayılan tasavvufun Türk şairleri arasında iki büyük sözcüsü vardır:
Türkistan'da Ahmet Yesevi, Anadolu'da Yunus Emre... Yunus Emre'nin
tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur, aşktır; Allah katında kabul
görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka,
gösterişe, hamlığa, riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır.
Yunus Emre aynı zamanda bütün insanlığa hitap eden büyük şairlerdendir.
Bu anlamda Mevlana'nın bir benzeridir. O'nun Mevlana kadar çok
tanınmayışı ise, bir yandan kullandığı dil olan Türkçe'nin Batı'da
Farsça kadar bilinmemesi, öte yandan da Türk aydınlarının O'nu ihmal
etmesindendir. Yunus'taki insanlık sevgisi, neredeyse kendisiyle
özdeşleşmiş "sevgi felsefesi"nin bir parçası ve hatta sonucudur.
Nitekim Yunus'un insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl bağdaştırdığını
gösteren en çarpıcı mısralarından birisi "Yaradılanı hoş gör /
Yaradan'dan ötürü"dür. Yunus Emre'ye göre insanlar, din, mezhep, ırk,
millet, renk, mevki, sınıf farkı gözetilmeksizin sevilmeyi hak
etmektedirler. Madem ki insanoğlu ruh yönüyle Allah'tan gelmektedir;
öyleyse insanlar hiçbir şekilde birbirlerinden bu anlamda ayrılamazlar.
Yaşadığı çağın gerçekleri göz önünde bulundurulduğunda Yunus'un bir
başka önemli tarafı ortaya çıkar: Yunus Emre, hükümetsizlik içinde
çalkalanan ve Moğol istilaları ile mahvolan Anadolu topraklarında
ortaya çıkan sapık batınî cereyanların hiçbirine kapılmadığı gibi, bu
akımların Türklerin bütünlüğüne zarar vermesi tehlikesi karşısında da
engelleyici bir rol üstlenmiştir. Bu bakımdan bakıldığında Yunus Emre,
hem Türk şiirinin kurucusu, hem de milli birliğin önemli tutkallarından
biridir. Yunus Emre, kelimenin tam anlamıyla "milli bir sanatçı"dır.
Tıpkı, Nasrettin Hoca, Köroğlu, Dadaloğlu veya Karacaoğlan gibi...
Yunus Emre'nin şiirlerinde en fazla işlenmiş temalar; İlahi aşk, Din,
Ahlak, Gurbet, Tabiat, Ölüm ve faniliktir.

SerdaR- Admin
-

Mesaj Sayısı: 136
Yaş: 22
Nerden: İstanbul
İş/Hobiler: Müzik
Lakap: SerdaR
İsminiz: SerdaR
Karalama Defteri: Dadaş
Kayıt tarihi: 25/02/08

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz










ANASAYFA
BAŞKANIMIZ


tarafından 

» erol özkan
» GÖZLERİMİN YAŞLARI...
» ERZURUM'LULAR GELENEKSEL PİKNİK ŞÖLENİNDE BULUŞUYOR....
» Tenimde İzi Kalmış Dokunuşlar
» YÖNETİM KURULUMUZ
» Başarılarınız devamı dilegiyle
» Selamlar
» Derneğimizle İletişim Adres ve Telefonları